Haliçteki Durumun Sebebi Belli Oldu

İstanbul’un en kalabalık nüfusunu çevresinde barındıran Haliç’te son günlerde meydana gelen renk değişimi şehirde yaşayanları tedirgin etti. Prof. Dr. Seyfettin Taş, Alg patlaması olarak bilinen fitoplankton çoğalmasının mevsimsel bir olay olduğunu belirtti. Prof. Dr. Yelda Aktan ise, “Kontrolsüz giriş yapan atık suyu kirliliği yoksa doğa kolayca kendini toparlar” dedi.

Haliçteki Durumun Sebebi Belli Oldu
15 Haziran 2020 - 17:43 - Güncelleme: 26 Haziran 2020 - 11:56

Son günlerde İstanbul’un mitolojik Altın Boynuzu Haliç’in havadan çekilen fotoğraflarında deniz maviliğinin yerine kırmızı-yeşil alanların geçmesi soru işaretlerine neden olmuştu. 

Deniz Kartalı'nın haberine göre, Haliç’te suyun renginin değişmesine ilişkin açıklama yapan İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, "İstanbul’da Haliç’in Eyüpsultan Silahtarağa mevkisinde deniz suyu renginin kahverengiye dönüştüğü görüldü. Kızıl rengin sebebi bir fitoplankton patlamasıdır, kirlilik değildir" dedi.
"Fitoplankton fotosentez yapan mikroskobik alglerdir" diyen İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, "Bazı dönemlerde akıntılar deniz dibindeki besin ve mineralleri su yüzeyine doğru çıkarır. Havaların ısınması ile Güneş ışığı ve besin bolluğu fitoplanktonların çok hızlı artarak ‘alg patlaması’ dediğimiz olayı meydana getirir. Ancak mineraller hızla tüketildiği için fitoplanktonlarda yavaş yavaş ölecekler ve tahminen 2-3 hafta içinde Haliç yine eski haline dönecektir” diye konuştu.

"DOĞAL BİR DURUM"

İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Seyfettin Taş da Haliç’te ki renk değişiminin doğal olduğunu belirtti. 

Taş, “Her yıl ilkbahar ve yaz aylarında uygun sıcaklık, ışık ve yeterli besin maddesi varlığında su ortamında bulunan ve fitoplankton denilen mikroskobik algler hızla çoğalarak suda renk değişimi meydana getirirler. Bu olay bilimsel anlamda ‘alg aşırı çoğalması’ olarak bilinir. Bu tek hücreli ve fotosentez yapabilen canlılar farklı renklere sahip olabilen pigment maddeleri içerir. Aşırı çoğalan tek hücreli organizmalar içerdiği pigment maddesinin çeşidine bağlı suda geçici süreli renk değişimine neden olur" dedi.

"Bu süre çevresel koşullara bağlı değişebilir" diyen İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Seyfettin Taş "Bu tür renk değişimleri genellikle belli alanla sınırlıdır. Haliç’te adacıkların çevresi ve derelere yakın olan oldukça sığ ve su hareketlerinin zayıf olduğu bölgede yoğunlaştığı görülmekte. Aşırı çoğalmaya neden olan fitoplankton, türüne bağlı kızıl, kahverengi, yeşil veya başka renklerde olabilir" diye konuştu.

"Söz konusu organizmanın bünyesindeki baskın pigment maddesinin renginin ön plana çıkmasıdır" diyen Seyfettin Taş, "Çevresel koşullara bağlı genellikle 1-3 hafta kadar sürebilir. Besin maddesi yönünden zengin su ortamı Haliç’te alg aşırı çoğalma olayları geçmiş yıllarda da özellikle ilkbahar ve yaz aylarında sıklıkla gözlenmiştir. Dolayısıyla bu renk değişimini bu tür su ortamları için beklenen bir durum olarak özetlemek mümkündür” dedi.

“DOĞA KENDİNİ YENİLER”

İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yelda Aktan ise, “Her yıl bu dönemde Marmara Denizi kıyılarında renk değişimleri görülür ve beklenen bir olaydır. Sebebi ‘fitoplankton’ olarak adlandırdığımız tek hücreli bitkisel canlılardır. Bu canlılar her zaman suda bulunurlar ve ortamın verimliliğini gösterirler" diye konuştu.

"Bu türlerden bazıları uygun sıcaklık, ışık ve besin varlığında aşırı artış gösterebilir ve suda renk değişimlerine neden olur" diyen İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yelda Aktan "Rüzgar, akıntı gibi meteorolojik şartlarda bu oluşumu destekler. Bu canlılar kısa ömürlüdür, ortam şartlarına bağlı olarak birkaç hafta artışlarına devam ederler ve sonra ölürler. Ortamda normal haline döner" dedi.

İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yelda Aktan sözlerini şöyle tamamladı: "Bilindiği gibi haliçler çok üretken alanlardır ve konumu itibarı ile karasal girdilere daha çok maruz kalırlar. İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi’ne kıyasla daha durgun alanlardır ve dinamik bir yapısı olmadığından normale dönmesi biraz daha uzun sürebilecektir.” 

 

Editor:  Yarın Gazetesi

YORUMLAR

  • 0 Yorum