GEÇİM DERDİ HALKIN BOYNUNU BÜKÜYOR

GEÇİM DERDİ HALKIN BOYNUNU BÜKÜYOR
24 Eylül 2026 - 12:00


Son yıllarda hayatın her alanında artan maliyetler, vatandaşın geçim mücadelesini her geçen gün biraz daha ağırlaştırıyor.
Özellikle kiracılar için hayat artık çok daha zor. Ev kiraları yükselirken, asgari ücretle çalışan bir vatandaşın kazancının önemli bir bölümü daha ayın başında kiraya gidiyor. İnsanlar neredeyse yalnızca kira ödeyebilmek için çalışıyor. Geriye kalan parayla ise mutfak masrafı, faturalar, ulaşım ve diğer ihtiyaçlar karşılanmaya çalışılıyor.

Kiraların enflasyon ve artış oranlarına göre yükselmesi, dar gelirli vatandaşın yükünü daha da artırıyor. TOKİ projeleri birçok vatandaş için umut olsa da konut ihtiyacının tamamına çözüm olabildiğini söylemek mümkün değil. Ev sahibi olmak isteyen ya da uygun kiralı bir ev arayan vatandaş hâlâ büyük bir mücadele veriyor.


Peki mutfak ne durumda?
Pazara çıkan vatandaşın elindeki para eskisi kadar çok ürün almıyor. Pazarcı esnafı da durumdan memnun değil. Çünkü vatandaşın alım gücü düştükçe alışveriş miktarı da azalıyor. Esnaf satış yapmak istiyor, vatandaş ise bütçesine göre alışveriş yapmak zorunda kalıyor.
Bir tarafta yüksek maliyetler, diğer tarafta azalan alım gücü…
Küçük esnafın durumu da farklı değil. Kira, elektrik, vergi, malzeme ve diğer işletme giderleri yükselirken satışların aynı oranda artmaması birçok esnafı zor durumda bırakıyor. Yıllardır emek verdiği dükkânını ayakta tutmaya çalışan insanlar, sonunda kepenk kapatmak zorunda kalabiliyor.


Bir de çiftçinin yaşadığı sıkıntılar var.
Çiftçi tarlasını ekmek istiyor ama mazot, gübre, tohum ve diğer girdi maliyetleri ağır bir yük oluşturuyor. Üretici, tarlasını ekmenin maliyetini karşılayıp karşılayamayacağını düşünmek zorunda kalıyor.
Oysa toprağın boş kalması yalnızca çiftçinin değil, hepimizin geleceğini ilgilendiriyor.
Eskiden köylerde birçok ailenin bahçesinde birkaç tavuğu olurdu. Evde yumurta olur, ihtiyaç fazlası komşuyla paylaşılırdı. Bugün ise yem fiyatlarının yükselmesi gibi maliyetler, küçük ölçekte hayvancılığı ve kümes hayvanı beslemeyi bile zorlaştırabiliyor.
Yani geçmişte aile bütçesine katkı sağlayan küçük üretimler bile artık ciddi bir maliyet hesabına dönüşmüş durumda.
Bütün bunların ortak noktası aslında aynı: Geçim sıkıntısı.


Asgari ücretli çalışanından emekliye, kiracıdan küçük esnafa, pazarcıdan çiftçiye kadar toplumun farklı kesimleri kendi hayat mücadelesini veriyor.
İnsanların beklentisi lüks bir yaşam değil.
Kirasını ödeyebilmek, mutfağını doldurabilmek, çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayabilmek ve ay sonunu borçlanmadan getirebilmek…
Bugün bir vatandaş pazara giderken fiyatları düşünüyor, kiracı kira gününü düşünüyor, esnaf bir sonraki ayın giderini hesaplıyor, çiftçi tarlasına atacağı mazotun hesabını yapıyor.
Bir toplumun huzuru yalnızca ekonomik rakamlarla değil, insanların günlük hayatında kendini ne kadar güvende ve rahat hissettiğiyle de ölçülür.


Artık insanların biraz nefes almaya ihtiyacı var.
Çünkü geçim derdi büyüdükçe, umutlar küçülüyor. Halkın sesine kulak vermek, sokaktaki vatandaşın gerçek hayatını görmek ve insanların temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir ekonomik ortam oluşturmak hepimizin ortak meselesidir.
*Unutmayalım; vatandaşın derdi sadece cebindeki para değildir. Asıl mesele, insanın emeğinin karşılığını alarak onurlu ve huzurlu bir hayat sürdürebilmesidir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum