Dere Tepe İstanbul Çöküyor Mu?
İstanbul son günlerde duvar yıkılmaları, yol çökmeleri gibi haberlere uyanıyor. Peşpeşe gelen bu fena haberler vatandaşları endişelendiriyor.
Halkın, aka İstanbul depreminden sonra yapılan binalar ve yollar'a olan güveni tamdı ama bu son haberler herkesi tedirgin etti. Uzmanlara göre, şehrin zemini 1000 sene evvel nasılsa bugünde aynı, bu üzücü olayların nedeni ihmal ve hata. Bazı inşaat firmaları bugün hala sağlam bir esas kazma, sağlam bir duvar inşa etme derdinde değiller. Bu gibi durumlar devam ettikçe, İstanbul heyelan, sel baskınları ile beraber çökme tehlikesinde. Bu tehlikelerle beraber sorunsuz topraklar bile, tehlike altında.
Milliyet Gazetesi'nden Mert İnan, bilirkişilerle görüştü ve onlara İstanbul'un durumunu sordu. İşte İstanbul'un son toprak durumu ve bilirkişi yorumları ...
İstanbul Jeoloji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Seyfettin Atmaca, heyelan ve çökmelere proje hatalarının sebep olduğunu dile getirdi. Atmaca, 'Şehrin zemini 1000 sene evvel nasılsa, şimdi de aynı. Yapay ve insan kaynaklı müdahaleler zemin yapısını bozmuş durumda. Birçok binanın altındaki ilk 4-5 metrelik zemin zayıf olsa da mesele çarpık yapılaşmadan kaynaklanıyor. Heyelanların sebep yaz ayında olduğu merak ediliyor. Kışın yağış ve su akışı tabii sürecinde işliyor. Kış aylarında fazla fazla derin kazılar yapılmadığından, yeraltı suyu zeminle tabii kaynaşma içerisinde diyebiliriz. Ancak edebiyat kuru zemine aşırı su düşmesi ani taşkınlara sebep olabiliyor. Baskın yağmurlar zayıf zemini iyice yumuşatıyor. Hatalı proje ve istinat duvarları da çökmelere sebep oluyor 'Şehrin zemini 1000 sene evvel nasılsa, şimdi de aynı. Yapay ve insan kaynaklı müdahaleler zemin yapısını bozmuş durumda. Birçok binanın altındaki ilk 4-5 metrelik zemin zayıf olsa da mesele çarpık yapılaşmadan kaynaklanıyor. Heyelanların sebep yaz ayında olduğu merak ediliyor. Kışın yağış ve su akışı tabii sürecinde işliyor. Kış aylarında fazla fazla derin kazılar yapılmadığından, yeraltı suyu zeminle tabii kaynaşma içerisinde diyebiliriz. Ancak edebiyat kuru zemine aşırı su düşmesi ani taşkınlara sebep olabiliyor. Baskın yağmurlar zayıf zemini iyice yumuşatıyor. Hatalı proje ve istinat duvarları da çökmelere sebep oluyor'
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi'nden Prof. Dr. Doğanay Tolunay, 'Avcılar, Beylikdüzü, Esenyurt bölgesinin zemini kaya değil. Bu alandaki zemin tortul malzeme karışımı dediğimiz yapıda. Yeni inşaatlar için esas çukuru kazıp, istinat duvarları için yük hesabı yapılmadığı sürece Sütlüce'dekine eş hadiseleri çokça görürüz. İnşaat için yamaç bölgelerin tıraşlanarak yapı yapılması risk yaratıyor. 1 metreküp toprak normalde 1.5 tondur. Yoğun yağışla bu ağırlık 2.5 tona çıkar. Eğimli yerdeki toprak kütlesi suyla buluşup akışkan hale geldiğinde heyelan riski ortaya çıkar. Yamacın alt tarafına doğru, heyelan topuğu dediğimiz tampon duvarı sağlam inşa etmeniz gerekir' dedi.
İTÜ Jeofizik Mühendisliği Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Eyidoğan ise 'En kolay mühendislik uygulamaları bile birçok projede es geçiliyor. Yapılaşma için seçilen zeminlerde yapının büyüklüğü ve zemine oturacak kütlenin ağırlığı iyi hesaplanmalı. İnşaat projelerinde mutlaka jeoteknik, jeofizik ve inşaat mühendisleri beraber çalışmalı. İstanbul'da heyelan riski nedeniyle yapılaşmanın yasaklanacağı arazi büyüklüğü yüzde 15'i geçmez. Bazı dere yataklarına, dolgu sahillere inşaat yapılarak faciaya davetiye çıkarılıyor. Sorunsuz zeminlerde bile lüzumlu etüdler yapılmıyor. Zemin yapısının en fena olduğu Silivri'den Küçükçekmece'ye kadar olan güzergah binalarla dolu. Mesele tabii döngü veya heyelandan kaynaklı değil. Çamurun üzerine yapı yapanları sorgulamak gerek. Çok iyi projelendirilmiş ve inşa edilmiş yer üstü ve yeraltı suyu drenaj sisteminin oluşturulması gerekiyor. Heyelanların sık görüldüğü veya görülme riskinin olduğu yerlerin topografik, jeolojik, hidrojeolojik, klimatik ve meteorolojik koşulları ile kütle hareketleri arasındaki ilişkilerin kapsamlı biçimde ortaya konması gerekir' açıklamasında bulundu.
Boğaziçi Üniversitesi fizik bölümü öğretim üyesi, iklim uzmanı Prof. Dr. Levent Açıkgöz da 'İstanbul'da dik yamaçta bulunan yerleşim yerleri var. Kentsel dönüşüme yamaç tepelerindeki binalardan değil, alt kısımlardan başlamak gerekir. Ancak bu vaziyet bizde bilakis işliyor. Yapı yapımında fazla derin temeller kazılıyor ve bu vaziyet çevredeki binaların temellerine ziyan verebiliyor. İstanbul dere, tepe diye tanımladığımız bir şehir. Yamaçlı bölgelere yapı yapılmaması gerekir. Yağan yağmur toprağı sıvılaştırıyor. İstinat duvarının altını kazar veya sağlam yapmazsanız Sütlüce'deki görüntüyü yaşamak zorunda kalırsınız' şeklinde konuştu.




YORUMLAR